ANAOKULU EĞİTİM SİSTEMİ;

Okullarımızda hedefimiz araştıran, özgüvenli, problem çözme odaklı, kendini iyi ifade edebilen, gelişen dünyaya ayak uydurabilen bireyler yetiştirmektir.

Anaokulumuzda eğitim 36 aylık yaş gruplarıyla başlayıp, uygun yaş aralıklarına göre sınıflandırılır. Amacımız çocuğun eğlenirken öğrenmesi ve bir bütün olarak gelişmesi olduğundan oyun tabanlı eğitim ile desteklenir. Bilişsel ve akademik beceriler kazandırmanın yanı sıra sosyal ve duygusal yönlerinin farkındalığına varmaları bizim için önemlidir.

Anaokulu programımız, Milli Eğitim Bakanlığı okul öncesi programı ile uluslar arası standartlarda okul öncesi eğitimde etkisi kanıtlanmış yaklaşımları içerir. Öğrencilerin yaş grupları, fiziksel, bilişsel, duygusal gelişim düzeyleri, ilgileri ve öğrenme stilleri göz önünde bulundurularak okul öncesi eğitimde tecrübeli öğretmen kadromuz tarafından hazırlanmıştır.

Çocukların sanat, dans, müzik, hareket, iletişim ve anadil becerilerini geliştirir, yeni bir yabancı dil ile tanışmasını ve temel düzeyde kullanmasını sağlar. Çocuklar, özgüven ve yaratıcılıklarını geliştirir; okuma-yazma, matematik ve fen derslerinde onlara yardımcı olacak becerileri kazanır, etkili bir öğrenci olmayı öğrenirler.

Okullarımızda tüm akademik programlarında temel aldığı proje tabanlı öğrenme yaklaşımı anasınıfından itibaren başlar. Öğrenciler küçük gruplar halinde birlikte çalışabilecekleri anlamlı projeler etrafında birleşirler. Çalışmalar, öğrenciyi temel alan sorgulayıcı öğrenme ilkesine dayanır. Çocukların hem birbirleriyle hem de yetişkinlerle kurdukları iletişim üzerinde durulur.

Çocukların zihinsel kavrama ve gelişimi göz önünde bulundurularak hazırlanmış olan, dikkat, hafıza, görsel algı, mantık yürütme ve sayısal-sözel geliştirmeyi arttırıcı birçok eğitsel oyundan yararlanılır. Çocuklarda zekâ gelişiminin %70lik kısmı 7 yaşına kadar tamamlanır. Öğrenme becerisi bu yaşta gelişir. Araştırmacılara göre 3-5 yaş arasındaki çocukların öğrenme yeteneği yetişkin bir profesörünkine oranla çok daha fazladır.

360 Derece Tanıma ve Yönlendirme

Erken çocukluk yılları bireyin gelişimi için en kritik dönemlerden biridir. Bu dönemde bireyin tüm yaşam becerilerinin temelleri atılır. Beyin gelişimi ile ilgili yapılan araştırmalar, 0-6 yaş döneminde beyin gelişiminin en hızlı oduğu dönem olduğunu göstermektedir. Bu nedenle okulöncesi dönemde çocukların bilinçli ve doğru bir şekilde desteklenmesi ve yönlendirilmesi gerekmektedir.Çocukların gelişiminin her yönden desteklenebilmesi için, onların tüm özelliklerinin objektif olarak değerlendirilmesi sürecin ilk adımıdır. Çünkü çocuğa yardım, onun her yönden tanınabildiği koşullarda gerçekleşir.Her bir çocuğun ilgileri, ihtiyaçları, gelişimsel özellikleri ve öğrenme yöntemleri birbirinden farklıdır.

Bu temel bilgilerden hareketle, anasınıfı eğitim programlarının geliştirilmesinde birinci basamak olarak çocuğumuzun objektif kriterlere göre tanınması çıkış noktamız olmuştur. Çünkü önce tanımamız, siz ailelere bu konuda bilgi vermemiz ve süreç içerisinde hem bizim hem de sizlerin gelişimi değerlendirmeniz için başlangıç noktasını bilmeniz önemlidir. Çünkü biz tüm öğrencilerimizi yalnızca kendi gelişimleri değerlendirmek gerektiğine inanırız. Ayrıca sınıf içi ve dışı etkinliklerimizi planlarken de, öğrencilerimizin öğrenme ortamından etkili şekilde yararlanması için onların tanınması, eğitim programımızın en önemli noktalarından biridir.
Öğrencilerimizi tanıma ve değerlendirme; öğrencimizle ilgili tüm bilgilerin, objektif, esnek fakat tutarlı bir şekilde çok çeşitli araçlar yardımıyla sistematik olarak toplanması, kayıt altına alınması ve bunları birbiri ile birleştirerek anlamlı ve güvenilir bir karar verme süreci ve raporlanması sistemin temelidir.

Özetle, Öğrencilerimizi tanımamız;

  • Çocukların gelişimsel özelliklerinin bilinmesi, yardıma ihtiyaç duydukları
    alanların ve güçlü yönlerinin tespit edilmesini sağlar
  • Çocukların ihtiyaçlarını karşılayacak etkili ve kaliteli eğitim programlarının oluşturulmasını sağlar. Çocukları tanımak için atılan adım sağlam bir başlangıç oluşturur.
  • Çocukların özelliklerine uygun öğrenme yöntem, teknik ve araçların seçilmesi ve böylece etkili ve kaliteli öğrenme ortamlarının düzenlenmesine temel oluşturur.
  • Çocukları güçlü ve gelişmeye açık özel gereksinmelerinin erken yaşlarda fark edilerek desteklenmesini, yönlendirilmesini sağlar.
  • Çocukların kendi kendilerini tanımalarına fırsat yaratarak, bireysel ve sosyal farkındalıklarını geliştirir.

Çocukların gelişimlerindeki ilerleme ya da sapmaları ölçmeyi sağlar. Böylece çocuk hakkında bir profesyonel olarak aileleri bilgilendirmede güvenilir bir rehberlik hizmeti vermek mümkün olur.

Mimari olarak günümüzde artık okulların “öğrenmeyi öğrenen”, fiziksel, bilişsel, duyuşsal açılardan “sağlıklı” bireyler yetiştirmesi gerektiği tartışmasız kabul görmektedir. Okulların, bu bilinci ve kültürü öğrencilerine kazandırma sürecinde, yerleşim düzeninden, öğrenci sayısına, renk uyumuna, uygun ışık ve ısı düzeyine, yeterli hijyen koşullarına, estetiğe varıncaya kadar birçok fiziksel ortam öğesini dikkate alarak mekânlarını ve ortamlarını düzenlemeleri önemlidir.
Okul ve çevresinin tasarımı artık ülkemizde de disiplinlerarası bir yaklaşımla mimarlar, iç mimarlar, pedagoglar, yöneticiler, öğretmenler ve öğrencilerin ortak sorumlulukla ve bir arada çalıştığı bir süreç olarak görülmelidir. Okulların eğitim-öğretim faaliyetlerini kolaylaştıracak ve verimi artıracak şekilde düzenlenmesiyle, okullar öğrenci ve öğretmenlerin yanı sıra, topluma da hizmet veren yerler haline gelebilecektir.